Mevcut durum

TMO fındık alımlarına 14 ve 14.5 TL üzerinden 1 Kasım itibari ile başladı. Alımlara geç başlamaya dair farklı sebepler konuşuluyor. Döviz kurlarındaki oynama, TMO’nun elinde kalan fındığı ne yapacağına dair spekülasyonlar; tüccarların ve şirketlerin baskıları bunlardan bazıları. Bu sene de uzun zamandır olduğu gibi fındık üreticileri değil şirketler kazandı. Durum en özetle bu şekilde tarif edilebilir.

Mevcut duruma kısaca bakmak ve fındık üreticilerinin ne tür çıkış yolları bulabileceğini konuşmak zorundayız. Bunun için bir kaç sebep sayılabilir. Birincisi, mevcut durum fındık üreticisini her geçen gün daha fazla çıkmaza itiyor. Fındık ocaklarını söken, bahçesini terk eden, tüccara ürününü yok pahasına satan binlerce üretici hikayesi duyuyoruz. Her geçen gün daha fazla fındık üreticisi ocağını terk edip başka işler bulmaya çalışıyor. Kendi tarlasında marabalaşan çok sayıda fındık üreticisi mevcut. İkincisi, fındık gibi önemli bir ürünün üretim yapısında bir zayıflamadan söz edebiliriz. Bu yapısal değişim fındık üreticilerinin zararına, bir kaç küresel şirketin ve tüccarın menfaatine gerçekleşiyor. Son olarak, fındık gibi kıymetli bir ürün tüketicilere hem pahalı hem de niteliksiz ulaşıyor. Türkiye toplumu başta olmak üzere dünya vatandaşları niteliksiz fındığı pahalı yemeye mecbur kalıyor.

Ne fındık üreticisi, ne yurttaşlar, ne de dünyanın diğer vatandaşları buna mecbur değil. Bir takım hem basit hem de zorlu süreçler sonunda bu kader gibi görünen durum değişebilir. Kısaca sorunları tespit ederek çözümlere odaklanmanın doğru olacağını düşünüyorum.

1.Tek tek kalan fındık üreticileri

Fındıktaki mevcut durumun ana sebebi fındık üreticilerinin bir arada olmamasıdır. Fındık üreticileri de bu durumu çok iyi bilmektedir. Bunun Türkiye’nin fındık tarımı tarihine özgü bir takım sebepleri mevcut. En güncel planda Fiskobirlik’in yaşadığı yapısal dönüşümde özetlenebilir: üreticiler lehine gerek piyasayı düzenleyen ve ürün alım garantisi sunan bir yapı ortadan kalktı. Fiskobirlik’in eski durumunun analizine girmek bu yazıyı aşan bir kapsama sahip. Ancak bir kurum olarak Fiskobirlik’in sıradan bir piyasa aktörüne dönüşmesi ile beraber fındık üreticileri tek başlarına kaldılar. Tek tek kalan fındık üreticileri piyasanın kolay lokması haline geldi. Birlik kayboldu, güç dağıldı.

Aracı-tüccar, ihracatçılar ağı ve küresel tarım şirketlerinin bu durumdan en çok faydalanan kesimler olduğu bir gerçek. Fındık üreticilerine nazaran çok daha örgütlü ve bir arada olan bu kesimler fındık politikalarının esas belirleyenleridir. Tek tek kalan fındık üreticileri, piyasa koşulları içinde devletin destekleme alımları yapması ve zaman zaman fiyat açıklaması dışında başka bir kamusal destek görmemektedir.

2018 döneminde yaşanan fiyat sorunu da mevcut durumun önemli bir sonucudur. Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın 12 Ağustos 2018 tarihinde belirttiği üzere fındıkta küresel tekel konumundaki Ferrero fındık fiyatını 11.25 TL olarak açıklamıştı. Halbuki sezon içerisinde fiyatlar 13-15 bandına yükselmişti. Acil ihtiyacı olan üreticiler düşük fiyattan ürünlerini sattı. TMO’nun fındık alımından ise daha çok hangi kesimlerin faydalandığı bir soru işareti olarak fındık üreticileri arasında konuşulmakta.

Esas olan şey, fındık fiyatlarının kim için, neye göre hesaplandığı olgusudur. Fındık Üreticileri Sendikası’nın 6 Ağustos tarihinde yaptığı açıklamaya göre 2018 sezonunda fındık çiftçisinin emeğinin karşılığı asgari 18.25TL olarak hesaplanmıştır. Bu rakam fındık hasat sezonunda doların 6TL’ye varması ve fındığın ortalama 3 dolar civarında küresel piyasada işlem görmesi tarafından da doğrulanmakta. Ancak Fındık-SEN’in yaptığı açıklamanın çiftçilerin alınteri ve onurlu bir yaşam sürmesi için gerekli olan payları da içerdiği unutulmamalı. Doların artışı ile beraber mazot, gübre ve diğer girdilerde de artışlar gerçekleşmiş, fındık üreticilerinin maliyeti yükselmiştir. Tek tek kalmış olan fındık üreticileri ise bu süreçte pasif bir izleyici rol üstlenmek zorunda kalmıştır.

2. Tek tip ürün ve işleme sorunu

İkinci olarak tespit edilmesi gereken temel sorun fındık üreticilerinin fındık ürününe mahkum olması, yani aile çiftçiliği olarak da ifade edilen köylü tarımının yaygın bir şekilde ortadan kalkmasıdır. Böylece, çiftçinin tek iktisadi girdisi fındık geliri olmakta; daha önemlisi, kendi yiyeceği temel gıda maddelerini dışarıdan almaya mahkum hale gelmesidir. Bu durum yalnızca bir iktisadi girdi olarak da düşünülmemeli. Köylü tarımı, fındık bahçelerinin toprak yapısını geliştirecek gübre üretimini, doğal ilaçlar veya koruyucular yapımını mümkün kılan bir tarım modeliydi. Böylece dış girdi masrafları asgari düzeye inerken toprak yapısı ve verimliliği de korunabiliyordu. Gübre ve ilaç endüstrisinin yaygınlaşması ve “verim” söylemi ile beraber fındık üreticisi bu endüstriye bağımlı hale geldi. Fındık üretim maliyetlerinin yükselmesi, fındık üreticilerinin hak ettiği fiyatları almasında önemli bir engelleyici faktör oluşturdu.

Bunun yanında, fındık üreticilerinin kendi ürünlerini işleme ve pazarlama sorunu da önemli bir başlık olarak duruyor. Fındık işlendiği zaman katma değer kazanan bir ürün. İşleme faaliyetinde esas kazananlar ise çikolata sanayi, küçüklü büyüklü firmalardır. Fındık üreticilerinin ise ürünlerini işleme ve pazarlama kapasitesi – bunu yapacak ortak işletmeleri- bulunmuyor. Bu durumun kendisi de fındık piyasasına müdahale edememe ve dolayısıyla piyasada inip çıkan fındık alım fiyatlarına mahkum olmayı beraberinde getiriyor.

Bu kısa tabloyu hızlıca özetleyecek olursak: ekonomik ve sosyal olarak dağınık, bir başına ve örgütsüz olmak. Ekonomik ve sosyal değer ve hak üretecek mekanizmalara sahip olmamak. Bu ikisi fındık üreticilerinin mevcut sorunlarının başında geliyor. Bu süreçleri destekleyecek bir kamu politikası olmaması da sorunun gelip bağlandığı yer olarak görülebilir. Çıkış yollarını aramak bu iki meseleye odaklanarak konuları tartışmayı zorunlu kılıyor. Kooperatifleşme, köylü tarımı, sendikalaşma ve küresel örgütlenme girişimlerini önümüzdeki yazılarda bu minvalde tartışacağım. Böylece, Türkiye’nin nasıl bir fındık politikası oluşturması gerektiğini tartışma şansımız olacaktır.

1 YORUM

  1. üreticinin düşmanı ferero ve hükümet 2 si işbirliği yapıyor çifçiye karşi 10 aya kadar müdahale etmeyen ferero tam fındık akışı durdu zam yapmadan fındık inmeyecek 1 tl verdiler 13 oldu tmo zorla alım yapıyor şimdiye kadar müdahale etmedi dokunmazsaydı şu an 20 tl ve üstünü görürdü yazıklar olsun diyorum..haklarımız haram olsun..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here