Kooperatifleşme

Fındık üreticileri için çıkış yollarını araştırdığımız bu yazı dizisinin ikincisinde kooperatifleşme meselesini ele alacağız. Ülkemizde bazı tarım sektörlerindeki üreticiler için kooperatifler iyi çağrışımlara sahip değil. Fındık üreticileri de bu tarımsal kesimden biri. Fiskobirlik gibi devasa bir kurum bugün güven vermeyen ve gücünü kaybetmiş bir yapı. Böyle olunca kooperatifleşme bir çıkış yolu olarak arka planda kalıyor.

İlk yazıda belirttiğimiz gibi, fındık üreticilerinin en temel sorunlarının başında tek tek kalmışlık geliyor. Bu durum fındık üreticilerinin beraber hareket etme, ortak davranma imkanlarını sınırlıyor. Ekonomik ve sosyal haklar yerine getirilmiyor. Ekonomik ve sosyal çözümler üreticileri kapsamıyor. Sonuç olarak bu durumdan faydalanan temel kesimler fındık üreticileri değil Ferrero gibi büyük şirketler oluyor.

2006 yılı itibariyle Fiskobirlik yapısal bir dönüşüme uğradı. Bu dönüşümün temelinde devletin fındık alımında Fiskobirlik’i desteklemekten vazgeçmesi yatıyor. IMF yapısal uyum programı çerçevesinde gerçekleşen bu dönüşüm en çok fındık üreticilerini etkiledi. Fiskobirlik, diğer tarımsal kooperatifler gibi, fındık alma, saklama, işleme ve pazarlama imkanlarına sahip bir kooperatifler birliği idi. Devlet desteğinin çekilmesi ile birlikte Fiskobirlik’in bu yapısı ciddi bir zarar gördü. Alım, depo, işleme ve pazarlama altyapısı fındık üreticilerinin alın teri ile kurulmuştu. İşlevsizleşti.

Boşalan piyasada mevcut altyapı da atıl kaldı. Şirketler bu altyapının sağladığı bilgi birikimini kullanarak kendi stratejilerini uygulamaya soktular. Devlet ise TMO’yu fındık alımları yapmak üzere devreye soktu. Fiskobirlik altyapısını kullanmak suretiyle bu alımlar gerçekleşti / gerçekleşiyor. TMO fındığı işlemiyor; depoluyor ve gerektiğinde satıyor. Dolayısıyla fındık üreticisi bu süreçten kazançlı çıkmıyor.

Peki bizim burada bir çıkış yolu olarak kooperatiften bahsetmemiz ne anlama gelmektedir? Fındık alımı, depolama, işleme ve pazarlamanın merkezinde fındık üreticileri yer alır. Dolayısıyla fındık üreticileri fındık tarımından ekonomik gelir sağlama için bu sürecin hakimi olmalıdır. Küçük işletme özelliğine sahip fındık üreticileri bu süreci tek başına yürütemez. Bir araya gelmek zorundadır. Bir araya gelerek, kendi gibi diğer fındık üreticileri ile birlikte ortak bir sermaye oluşturmalıdır. Bu ortak sermayenin ismi kooperatifir.

Kooperatifler dünyanın farklı yerlerinde çeşitli başarılar göstermiş kuruluşlardır. Farklı toplum kesimleri, çiftçiler, işçiler, tüketiciler, vb. kooperatifler kurarak kendi menfaatlerini savunmak ve patronsuz bir işletme modeli geliştirmek için bir araya gelmektedir. Devlet tarafından yukarıdan aşağı örgütlenen kooperatifler olduğu gibi yurttaşların bizzat kendi örgütlendikleri kooperatif çeşitleri de bulunmaktadır. Bu kooperatiflerde, benzer sorunlar yaşayan, ortak amaçlar ve çıkarlara sahip kesimler bir araya gelerek, ekonomik çıkarları etrafında örgütlenir.

Ülkemizde de bu tip kooperatif örnekleri mevcut. Süt üreticilerinin Tire Süt Kooperatifi (İzmir), çay üreticilerinin Hopa Çay (Artvin) ve Öz Çay (Trabzon) kooperatifleri, kadın üreticilerin Devrek Güneşi (Zonguldak) ve Mezopotamya (Urfa) kooperatifleri, farklı türde ürünler üreten Sındı (Muğla), Gödence (İzmir), Vakıflı (Hatay), Ovacık (Tunceli) bunlardan bazıları. Bu kooperatifler, küçük ve orta ölçekli üretim-pazarlama kapasitesine sahipler. Üreticiden-tüketiciye doğrudan ürün tedariği mantığını benimsiyor veya buna yöneliyorlar. Büyük şehirlerde kendileri satış mağazası açıyor ya da tüketim kooperatifleri ve kolektifleri ile temasa geçerek ürünlerini satıyorlar. İnternetten satış yapanları da mevcut.

Bu kooperatifler üreticiler arasında dayanışma temelli çalışıyor. Farklı üreticilerin bir araya gelerek -kendi başlarına üstesinden gelemedikleri sorunlara- çözüm yolları buldukları örgütlenme modelleri. Üreticinin ürününü alıyor, işliyor, paketliyor, pazarlıyor. Böylece hem üreticiye maddi gelir sağlıyor, hem ürün değerini arttırıyor, hem de birlik sağlanıyor.

Fındık üreticilerinin de böyle kooperatifler kurması önünde bir engel yok. Mevcut örnekler çalışılıp, değerlendirilip bir araya gelinebilir. Bu tür kooperatifler altında birleşilebilir. Köy, ilçe ve havza bazlı kooperatifleşme çalışmaları yapılabilir. Küçük ölçekli başlamak, güven temelinde ilerlemek, sağlam temeller atmak doğru olacaktır.

Peki kooperatifleşmenin sağladığı fırsatlar ne olabilir? Kooperatifler, teamül olarak demokratik yönetim yapılarına sahiptir. Herkesin eşit oy hakkı vardır. Şeffaflık, güven ve dayanışma esastır. Üretici, ürünün ne kadara alındığını, ne yapıldığını, nasıl satıldığını bilir. Yanlış giden süreçlere müdahale edebilir. Kararlar doğru alınmıyorsa müdahale edebilir.

Başka bir önemli husus, bu kooperatifler sağlıklı gıda üretebilir. Ülkemizde fındık tarımında yoğun girdi kullanıldığı malum. Fındık üreticilerinin en temel sorunlarından biri de yüksek girdi maliyetidir. Oysa ekolojik fındık üretimi yolu ile kooperatifler bir fark yaratabilir. Böylece doğrudan tüketiciyi hedefleyen bir pazara giriş yapabilir. 2017 ve 2018 yıllarında İstanbul’daki tüketici grupları ekolojik fındık üreten çiftçilerden fındık tedariği yaptılar. Şu an için küçük ölçekli bu tedariklerin ileride hacim olarak artacağını, farklı illerde yaygınlaşacağını söyleyebiliriz. Bu tedariği organize edecek bir kooperatife duyulan ihtiyaç artacaktır.

Ekolojik fındık üretiminden neden şirketler değil de fındık üreticileri kazançlı çıkmasın? Kooperatifler hakkında söylenen genel bir sözle bu yazıyı bitirmek isterim: birlikten güç doğar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here