Şu sıralar Karadeniz insanının gündemini fındık belirliyor. Hasat dönemi geldiğinden sorunlar tekrar gün yüzüne çıktı ve tartışmalar alevlendi.

**

Fındık, Karadeniz bölgesinde 400 bine yakın aile ile 2 milyona yakın bölge insanını yakından ilgilendiren bir tarımsal ürün.

3 milyar dolara yakın ihracat potansiyeli olan, bütün katma değeri iç piyasada kalan, tek başına tarımsal ürün ihracatının yüzde 15’ini karşılayan bir üründen bahsediyoruz.

Dünya fındık üretiminin ve ihracatının yüzde 70’den fazlası ülkemizde üretiliyor (son yıllarda üretimin payı yüzde 65’lere gerilediği, yeni üretim alanları tesis edildiği söyleniyor).

**

Şu anda en çok tartışılan konu  fındık fiyatının belirlenmesi .

Üretici geliri, ihracat potansiyeli ve sektörün geleceği ile ilgili planlar bu fiyata bağlı.

Her yıl yaşanan fiyat kaosu bu yıl da tekrarlanıyor.

Yıllardır istikrarlı bir fındık fiyatı belirleyememişiz.

**

Birileri 2012-13 sezonunda 301 bin ton fındık ihraç edildiğiyle övünüyor. Oysa söz konusu sezonda toplam ihraç geliri 1,75 milyar dolar.

Buna karşılık 2014-15 sezonunda 217 bin ton iç fındık ihraç edilmiş ve 2,799 milyar dolar gelire ulaşılmış.

Yani çok fındık sattık diye övünecek yerde çok gelir elde ettik diye övünülmesi gerekir. Rekor ihracat gelirine ulaşılan 2014-15 yılında iç piyasada fındığın 22 liraya kadar çıktığını da belirtelim.

**

Neden ihracat miktarı artınca ihracat geliri artmıyor?

Çok basit (temel) iktisat bilgisine sahip olanlar bunun esneklikle ilgili olduğunu bilirler.

Yılların verileri üst üste konulunca;  fındık dış talep esnekliğinin düşük olduğunu, ucuza çok mal satarak toplam geliri artırmanın mümkün olmadığını, doğru fiyat politikasının istikrarlı ve yüksek (çok yüksek değil tabii, ikame ürünler ve alanlar devreye girebilir)bir fiyat politikası olduğunu bize anlatır.

Yani çok miktarda fındık satıyoruz yerine çok miktarda ihracat geliri elde ediyoruz diye övünmek lazım.

**

Hem bireysel olarak üreticilerin gelirini, hem de ülkeye giren ciddi bir döviz potansiyelini etkileyen fiyatları kim belirliyor?

Yıllardır Hamburg borsasında Hans efendinin fiyatları belirlediği yutturmacası gündemden düştü. Fındık ihraç fiyatları iç piyasada belirleniyor.

Aslında ticaret borsalarında asılan fiyatlar ihracat fiyatlarına esas teşkil ediyor.

Yani yabancılar iç piyasadaki fiyatları esas alarak ithal edecekleri ürüne verecekleri fiyatın pazarlığını yapıyor.

İç piyasada 2-3 büyük tüccar ya da ihracatçı (tekel) fındığın fiyatını belirliyor. Çünkü fındığın büyük kısmını bu kişiler-firmalar alıyor.

Küçük aracılar üreticiden aldıkları fındıkları büyük firmalara sattıklarından onlardan gelen mesaja göre fiyat veriyor.

Bu şekilde fiyatların oluştuğunu dünya alem biliyor.

Rekolte tahminleri belirlenecek fiyatın kılıfı oluyor. O nedenle yüksek rekolte söylemleriyle fiyatlar yıllardır baskılanıyor ve piyasa manipüle ediliyor.

**

Fiyat belirlenmesinde arz-talep dengesi, yönlendirilmiş fiyatlar olsa bile, etkili.

Bu noktada devreye rekolte tahminleri giriyor.

Örneğin; don olayı nedeniyle 2014 yılı ürününde büyük düşüş yaşanacağı beklentisi iç piyasada fiyatları 22 TL’ye kadar yükseltmiş ve bu sayede ihracat rekoru da kırılmıştır.

Beklentileri yönlendirmek için rekolte tahminleri havada uçuşuyor. Bu kaos sonrasında rekolte tahmini sadece Tarım Bakanlığı tarafından yapılacağı kararı alındı.

Fındık piyasaya inmesine rağmen Tarım Bakanlığının rekolte tahmini yapmayışı, borsalarda da fiyat belirsizliğine neden olmaktadır.

Yüksek rekolte tahmini ve inandırıcılığı fiyatların düşmesinde önemli baskı aracı.

**

Don olayı olduğunda iç fiyatlar, dolayısıyla ihracat rekor kırıyor. Fındık bol olduğu yıllarda gelir yerlerde sürünüyor.

Hemen akla iktisattaki  ‘King Kanunu (bolluk paradoksu)’ geliyor.

Bu noktada devlet müdahalesinin gereği devreye giriyor. Basit olarak, devlet ürün bol olduğu yıllarda fazla ürünü piyasadan alacak, ürün kıt olduğunda piyasaya sürerek fiyat istikrarı sağlayacak bir yapı oluşturulmalı.

Fındık fiyatlarındaki istikrar hem üreticilerin belirli gelir düzeyinin garanti edilmesine(daha gerçekçi gelecek planı yapmasına), hem de fındığı sanayide hammadde olarak kullanan sanayicilerin üretim planlamalarının aksamamasına, fındık talebinin korunmasına hatta artışına destek olabilir.

İstikrarlı fiyat yeni fındık alanları tesisini (Gürcistan ve Azerbaycan gibi bazı ülkelerde yaygınlaşmaya başlayan) ve ikame ürünlere yönelmeyi de engelleyecektir.

**

Fındık fiyatlarının serbest piyasada belirlenmesi mümkün değildir. Çünkü alıcılar az sayıda, satıcılar çok sayıdadır. 3-4 büyük alıcı talebi (dolayısıyla fiyatları)belirleme gücüne sahiptir.

Arz tarafında ise üretici borçludur, acil paraya ihtiyaç duymaktadır, gurbetten gelmiştir, fındığı depolayacak imkanı yoktur v.s. nedenlerle bir an önce fındığını satmak zorundadır.

Alıcı rahatlığı ve üreticinin (arz eden) satma baskısı karşısında piyasada gerçekçi fiyat oluşması mümkün değildir.

Devlet serbest piyasada gerçekçi fiyat oluşmasını istiyorsa üreticinin de elini güçlendirmek (regülasyon) zorundadır.

**

Geçmişte Fiskobirlik regülatör işlevi yapmaktaydı. Yönetim zafiyeti ve siyasallaşma nedeniyle bu işlevi gereği gibi yerine getirememiştir.

Bir ara bu işlev için TMO devreye sokuldu.

Şimdi tekrar devreye girmesi isteniyor ve bekleniyor (yazı kaleme alındığı esnada Tarım Bakanının 10,5 liradan TMO fındık alacak haberi basına yansıdı).

TMO’nun devreye girmesi geçici çözümdür (bu yıl yine devreye girmesi de doğrudur) ama sürdürülebilir değildir.

Uzun vadeli sürdürülebilir bir yapı tesis edilmesi için yeni bir yol haritasına ihtiyaç vardır.

Umarız yeni Tarım Bakanı kısa sürede bu yol haritasını belirleyip devreye sokar.

Ahmet Ulusoy

1 Yorum

  1. Bir gecede milletvekillerine bayram harcaması iki maaş ikramiye tasarısını meclisten sessiz sedasız geçiren hükümet fındık üreticisi ni görmezden geliyor 2019 da geliyor ozaman üreticinin gözünü boyamak için kürsüden vaadler sıralanir yazıklar olsun başka soze gerek yok

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz