BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) yapmış olduğu değerlendirmede 2023 yılına dek enerji tüketiminin yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı amaçlayan Türkiye’nin  potansiyelini de ele aldığı bilgilendirmesi yapıldı.

Artan enerji ihtiyacı ile birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarına olan talep de artıyor. Enerji ihtiyacı karşılanırken sera gazı emisyonlarında düşürme çabası gösteren ülkeler fosil yakıt kullanımlarını azaltmak için hidrojen, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek girişimlerde bulunuyor. Genelde çok dillendirilmeyen ve unutulan bir diğer kaynak da kullanılmayan tarımsal kalıntıları ısıtma, pişirme ve elektrik için biyoenerji haline dönüştürülmesini sağlamak. Bu oldukça umut verici bir seçenek. Bu seçenekle ilgili araştırmalar yapılacak Türkiye’nin bu konuda ki potansiyelinin oldukça yüksek olduğu belirlendi. Türkiye’nin yanında, Mısr ve Ukrayna da bu tercihler arasında yer alıyor.

FAO Yatırım Merkezi’nden kıdemli ekonomist Emmanuel Hidier, “Temiz ve yenilenebilir enerji, karşı karşıya olduğumuz birçok çevresel zorluğa karşı çözümün önemli bir parçası” şeklinde açıklamada bulundu.

Biyoenerji Çok Büyük Önem Taşıyor

Bitkisel ve hayvansal atık Bir çok ülkede çok fazla miktarlarda üretiliyor. Bu üretim miktarlarına rağmen bu atıkların bir araya getirilerek toplanması biraz masraflı oluyor. Tesisler ve atıkları getiren çiftçi arasında karmaşık sayılabilecek bir koordinasyon gerektiriyor. Bu konu ile ilgili olarak yeni FAO-EBRD değerlendirmesi hangi biyokütle değer zincirlerinin ve teknolojilerinin teknik olarak uygulanabilir olduğunu ve karlı olma potansiyeline sahip olup olmadığını ele alıyor. Bu çalışma; farklı hammadde kaynaklarının-yenilenebilir, doğrudan yakıt olarak kullanılabilecek biyolojik bir madde veya başka bir biçime dönüştürülebileceği enerji- nerelerde olduğunu inceliyor.

Türkiye dünyanın en büyük tarımsal üreticilerinden biri konumundadır. Türkiye 2023 yılına kadar genel enerji tüketiminin yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedeflediği belirtildi. Ayrıca, belirli bir biyokütle hedefine de sahip. Değerlendirmeye göre, mevcut yer fıstığı kabuğu, antepfıstığı kabuğu, fındık kabuğu, mısır koçanı ve mısır kabuğunun doğrudan yanmasıyla üretilen enerji ve sığır ve kanatlı gübresi ve ayçiçeği başlarının anaerobik sindirimi yoluyla üretilen enerji ülkenin ulaşmak istediği biyokütle enerjisi hedefi için yeterli olabileceği açıklandı. Bu durum Türkiye’nin enerji kaynağı üretiminde ki rolü için büyük önem taşıyor. Tarımsal üretimin fazla olmasıyla birlikte ortaya tarımsal atık miktarına da fazlalık durumu çıkıyor. Bu durum da biyoenerji kaynakları açısından yeterli miktarları ortaya koyuyor.

Fındık Kabuğu Yenilenebilir Enerjiye Kaynak

Diğer tarımsal ürün atıklarında da olduğu gibi fındık kabuğu da yakılarak ortaya enerji çıkışı sağlayabiliyor. Bu durum fındığın artığının da işe yaramasını sağlamış olacak. Konuyla ilgili değerlendirmelere bakarsak FAO Doğal Kaynakların yetkilisi ve değerlendirmenin yazarlarından biri olan Irini Maltsoglou “BEFS yaklaşımı, politika yapıcıların ülkelerindeki biyoenerji gelişimi hakkında bilinçli kararlar almalarına yardımcı olurken gıda güvenliğini ve enerji güvenliğini de destekliyor” ifadelerini kullandı. Biyoenerjinin ne kadar yararlı olduğu düşünüldüğünde bu yenilenebilir enerji kaynağının gelişimi için büyük çabalar gösterilmesi gerekiyor. Bu durum aynı zamanda dünyanın doğa koşullarına da sahip çıkılarak daha fazla zarar verilmemesine de imkan sağlıyor.

EBRD’nin Enerji Verimliliği ve İklim Değişikliği ekibinin Başkan Yardımcısı Gianpiero Nacci, “Ülkelerin enerji verimliliğini ve enerji tasarruflarını iyileştirmelerine yardımcı olmak bizim için öncelikli bir yatırımdır. Bu; üretim maliyetlerini düşürmekte, rekabetçiliği artırmakta ve ülkelerin emisyonları ve iklim değişikliğini azaltma çabalarını geliştirmektedir” açıklamasında bulundu. Bu yoruma bakıldığında yenilenebilir enerji kaynakları çalışmalarıyla ekonomik gelişimde sağlanarak maliyetlerde düşüş durumu sağlanabilecek. Küresel ısınmanın sebep olduğu iklimsel değişiklikler bir çok açıdan sorun yaratıyor. Bu sebeple Paris anlaşması ile birlikte küresel sıcaklık artışının endüstri öncesi döneme kıyasla 2 derece düşürülmesi hedefleniyor.

Bu konuda ki çalışmaların geliştirilmesi ile birlikte, enerji kaynaklarında ki çoklu tüketimin sebep olacağı zararlar ve enerji kaybının artmasının minimuma düşürülmesi hedefleniyor. Tüketim arttıkça kaynaklarında tüketimi hızlanıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz